“Türkiye’de Kaya Gazı Üretim Çalışmaları Başladı”

 “Yaklaşık 2 trilyon metreküp kaya gazı var”

Gazdaş Trakya Bölge Müdürü Tamer Akaslan, Türkiye’de yaklaşık 2 trilyon metreküp kaya gazı olduğunu, bunun 40-50 yıllık ihtiyacı karşılayabileceği belirterek, “TPAO tarafından yoğun şekilde kaya gazı çıkarma çalışmaları sürüyor. Artık, kaya gazından doğal gaz üretimine başlanıyor” dedi.

Gazdaş Trakya Bölge Müdürü Tamer Akaslan, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de, Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın, (TPAO) yabancı bir firma ile birlikte kaya gazı çıkarma çalışmaları yaptığını söyledi. Akaslan, Türkiye’de tüketilen toplam 45 milyar metreküp doğal gazın yaklaşık yüzde 2′sinin Trakya’dan karşılandığını ifade etti.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, ABD’de son dönemlerde keşfedilen kaya gazından doğal gaz üretimi konusunda Türkiye’de de çalışmaların başladığını vurgulayan Akaslan, “Milli petrol şirketi TPAO tarafından yoğun şekilde kaya gazı çıkarma çalışmaları sürüyor. Artık, kaya gazından doğal gaz üretimine başlanıyor. Yer altında bulunan doğal gazın birikmiş olduğu hacimlerin dışında, kayaçların içinde olan gazın, yeni bir yöntemle çıkarılması yönünde çok hızlı ilerleyen teknolojik durumlar ve uygulamalar var” diye konuştu.

Trakya ve Güneydoğu Anadolu’da kaya gazı çıkarma çalışmalarının sürdüğünü, kaya gazının çıkarılmasıyla Türkiye’nin dünya pazarında önemli bir ekonomik güç oluşturacağını ifade eden Akaslan, şöyle konuştu:

“ABD’de kaya gazının keşfedilmesiyle ABD borsasında doğal gaz fiyatları yarı yarıya düştü. Türkiye’de de bu yönde çalışmalar var. Türkiye’de TPAO, yabancı bir firma ile birlikte kaya gazı çıkarma çalışmaları yapıyor. Türkiye’de, yaklaşık 2 trilyon metreküp kaya gazı olduğu, bunun 40-50 yıllık ihtiyacı karşılayabileceği tahmin ediliyor. Kaya gazından doğal gaz üretimine geçebilirsek, dünya doğal gaz pazarında ekonomik olarak ciddi kozlar Türkiye’nin eline geçmiş olacak.”

Kaynak: Enerji Enstitüsü http://enerjienstitusu.com/tag/turkiyenin-kurulu-elektrik-gucu/ 19 Mayıs 2012 

Doğalgaz Lisans Başvurularının Önlenemez Yükselişi Devam Ediyor !

19 Mayıs 2012 

Özel sektörün tercihi ‘doğalgaz’,

Özellikle son 2 ayda yapılan başvurularda doğalgazdan elektrik üretimi projeleri ön sırayı aldı. Türkiye’nin elektrik enerjisindeki toplam kurulu gücü, Nisan ayı itibariyle, 50 bin 422,7 Megavat’a (MW) ulaştı.

Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerinden yapılan derlemeye göre, toplam kurulu gücün yüzde 40,3’ünü Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne (EÜAŞ) ait santraller, yüzde 7,6’sını EÜAŞ’ye bağlı ortaklık santralleri, yüzde 1,4’ünü işletme hakkı devredilen santraller, yüzde 0,5’ini mobil santraller, yüzde 12,11’ini yap-işlet santralleri, yüzde 4,8’ini yap-işlet-devret santralleri, yüzde 27,2’sini serbest üretim şirketleri, yüzde 6,1’ini otoprodüktör santralleri, oluşturdu.

Kurulu gücün kaynaklara göre dağıtılımına bakıldığında, toplam kurulu gücün yüzde 2,9’u fuel oil, yüzde 0,1’i motorin, yüzde 6,5’i ithal kömür, yüzde 0,7’si taş kömürü, yüzde 16,1’i linyit, yüzde 0,3’ü asfaltit, yüzde 32,3, yüzde 0,2’sini yenilenebilirler atık, yüzde 1,1 katı sıvı yakıtlılar, yüzde 4,2’sini de sıvı doğalgaz yakıtlılar olmak üzere yüzde 64,3’ü termik santrallerden oluştu. Kurulu gücün yüzde 0,2 jeotermal, yüzde 26,7’sini barajlı HES’ler, yüzde 6,1’si akarsu HES’leri, yüzde 2,7’sini de rüzgar santralları oluşturdu.

 

EPDK ‘ya 32 000 MW’lık Doğalgaz Lisans Başvurusu Var !

EPDK’ya yapılan üretim lisansı başvurusu projeleri incelendiğinde, başvuru, inceleme-değerlendirme, uygun bulma ve lisans verme aşamasında olan, rüzgarda 33 bin 971,38 MW kurulu gücünde 759 (çoklu başvurular dahil), hidrolikte 22 bin 448,27 MW kurulu gücünde bin 184, fuel oilde 516,38 MW kurulu gücünde 16, doğalgazda 31 bin 934,80 kurulu gücünde 212, linyitte 4 bin 986,81 kurulu gücünde 16, taş kömüründe 19 bin 290,60 MW kurulu gücünde 38, asfaltitte 810 MW kurulu gücünde 2, jeotermalda 309,45 MW kurulu gücünde 17, çöp gazında 45,96 MW kurulu gücünde 6, biyogazda 35,07 MW kurulu gücünde 20, biyokütlede 35,54 MW kurulu gücünde 8, pritde ise 11,50 MW kurulu gücünde bir adet proje bulunuyor. Nisan itibariyle bu projelerden 180’i başvuru (17 bin 902 MW), 794’ü (41 bin 258 MW) inceleme-değerlendirme, 347’si (10 bin 301 MW) uygun bulma ve 958’i (44 bin 934 MW) lisans verilme aşamasında bulunuyor.

Rüzgarda 127 Lisans Verildi

Bugüne kadar EPDK’ye rüzgar santrali kurmak için toplam 759 başvuru olurken, bunlardan 120’sine lisans verildi, 46’sı uygun bulundu, 580’i inceleme-değerlendirme aşamasında, 13’de yeni başvuru durumunda bulunuyor. Başvuruların kurulu gücü 33 bin 971,38 MW’ye ulaşırken, EPDK yetkilileri çoklu başvuruların elenmesinin ardından söz konusu kurulu gücün 8-10 bin MW’ye ineceğini belirttiler.

Son iki aydaki başvurularda ‘doğalgaz’ önde

Özellikle son 2 ayda yapılan başvurularda doğalgazdan elektrik üretimi projeleri ön sırayı aldı. EPDK’ya toplam 31 bin 934,80 MW kurulu gücünde toplam 212 üretim lisansı için başvuruda bulunulurken, Kurum toplam 10 bin 973,96 MW kurulu gücünde 133 projeye onay verdi. Toplam 4 bin 584,41 MW kurulu gücünde 13 üretim lisansı başvuru uygun bulunurken, 6 bin 599,39 MW büyüklüğünde 27 proje inceleme-değerlendirme aşamasında bulunuyor. 9 bin 777,04 kurulu güce sahip 39 proje için de başvurulu yapılmış durumda.

Hidrolikten çekinen doğalgaza yöneliyor !

Sektör temsilcileri, hem kısa sürede tamamlanması hem de yüksek verimliliği dikkate alınarak özel sektör yatırımcılarının doğalgaz üretim santrallerini tercih ettiklerini kaydettiler. Yenilenebilir kaynaklardan özellikle hidrolik yatırımlarla ilgili çevre konuları nedeniyle uzun süren yargı sorunlarının yatırımcıyı ürküttüğünü ifade eden sektör temsilcileri, “Yargı nedeniyle yatırımcı hidrolik yatırım yapmak yerine doğalgazı tercih ediyor” diye konuştular. Doğalgazın yerli bir kaynak olmadığını, fakat Türkiye’nin elektrik üretiminde ciddi bir payı bulunduğuna da dikkat çeken sektör temsilcileri, “Halen doğalgazda 16 bin 269 MW’lik kurulu güç var. 31 bin 934,80 MW daha eklenirse ithal bağımlılığımız çok daha yüksek seviyelere çıkar” şeklinde de uyarıda bulundular.

Kaynak: Enerji Enstitüsü http://enerjienstitusu.com/tag/turkiyenin-kurulu-elektrik-gucu/

Kalkınma Bankası Kredilerinin % 39’u Enerjiye

Kalkınma Bankası’nca 25 HES ve yenilenebilir enerji yatırımı faaliyete geçerken, 21′inin yatırımın tamamlanması   için çalışmalar sürdürülüyor .

Türkiye’nin cari açığına en fazla etki eden enerji sektöründe Nisan 2011 itibarıyla Kalkınma Bankası’nın finansman  desteği sağladığı 25 tesis faaliyete geçti. Devam eden 21 yatırımın tamamlanması halinde Türkiye yaklaşık 723  megavat kurulu güce sahip 46 santrale kavuşacak.

Enerji de dahil olmak üzere birçok alanda firmalara kredi desteği sağlayan Kalkınma Bankası AŞ Genel Müdür  Vekili Metin Pehlivan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, enerji yatırımları için firmaların kredi talebinin yoğun  olduğunu belirterek, bu yılın Mart ayı itibarıyla enerji yatırımları için verilen kredilerin toplam kredi içindeki payının

yüzde 39 olduğunu söyledi.

 

Kaynak: Akşam / Ekonomi / 17.05.2012

Hakem Heyeti; Kayıp-Kaçak Bedelini Abone Değil Şirket Yüklenir !

Son yıllarda elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedeline olan itirazla ilgili elektrik abonelerini sevindirecek emsal   niteliğinde bir karar alındı.

Sakarya’da Tüketici Hakem Heyeti, elektrik faturalarında abonelere yansıtılan kayıp kaçak bedeline itirazla ilgili   örnek bir karar verdi. Hakem heyeti, hem abonenin itirazını haklı buldu hem de kayıp kaçak bedelinin tüketiciden  alınmasıyla ilgili bir düzenleme olmadığına hükmetti. Konu ile ilgili düzenlemeleri inceleyen hakem heyeti, kayıp  kaçak bedelini abonenin değil, şirketin üstlenmesi gerektiği kararına vardı.

Adapazarı ilçesinde yaşayan Kadir Kermen adlı elektrik abonesi, faturasında yer alan kayıp kaçak bedelinin iptali   ve tahsil edilen miktarın geri ödenmesi için Adapazarı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne başvurdu. Kermen,   başvurusunda kayıp kaçak kullanım bedeli adı altında faturasına yansıtılan tutarın haksız yere alındığını, kuruma  yaptığı itiraza rağmen talebinin uygun görülmediğini belirtti ve kendisinden tahsil edilen miktarın iadesini talep etti.

Tüketici Hakem Heyeti, Kermen’in şikâyetiyle ilgili Sakarya Elektrik Dağıtım AŞ’den (SEDAŞ) savunma istedi.   SEDAŞ savunmasında, kayıp kaçak bedeli ve diğer bedellerin Perakende Satış Hizmet Geliri ve Perakende Satış  Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ gereğince tahakkuk ettirildiğini ve Enerji Piyasası Denetleme Kurulu  (EPDK)’nun bilgisi dâhilinde yayımlanan kanun çerçevesinde işlem yaptığını bildirdi.

 

“Kayıp Kaçak Bedelini Abone Değil Şirket Yüklenir”

 

Bu savunmayı yeterli görmeyen Hakem Heyeti, aboneyi haklı buldu. Kayıp kaçak bedelinin hesaplanarak tüketiciye  iadesini istedi. Heyet kararında, kayıp kaçak bedelinin abonelere yüklenmesiyle ilgili bir düzenleme olmadığını,   aksine bu bedelin şirket tarafından karşılanacağını kaydetti.

Kararda şu ifadeler yer aldı: “Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği, Elektrik Piyasası Perakende Satış Hizmeti   Geliri, Perakende Satış Fiyatının Düzenlenmesi hakkında tebliğ incelendiğinde kayıp kaçak bedelinin ne şekilde  hesaplanacağı belirtilmiş olup bu kalemin tüketiciye yansıtılmasıyla ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. ‘Kayıp  kaçak enerji miktarının yine perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketleri tarafından temin edilir’ denilerek kayıp  kaçak bedelinden doğan sorumluluğu tedarikçi firmaya yüklemiştir. Tedarikçiden kaynaklanan sebeplerden dolayı   doğan kayıp kaçak elektrik bedelinin tüketiciye yansıtılması kabul edilemez.”

 

Kaynak: Milliyet / Ekonomi / 17.05.2012

ELEKTRİK SEKTÖRÜNDEKİ DEĞİŞİMİN KİLOMETRE TAŞLARI

1984-…………..

ELEKTRİK ÜRETİMİNDE KAPASİTE PROBLEMİ YAŞANACAK MI?

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü  APK Dairesi Başkanlığı’nın Türkiye Elektrik Enerjisi 2011-20120 kapasite projeksiyonu sonuçları aşağıda verilmiştir.

Aşağıdaki grafiklerde Yüksek Talep  Birinci Senaryoya göre mevcut sistem, inşası devam eden kamu üretim tesisleri, öngörülen tarihlerde devreye girmesi beklenen inşa halindeki özel sektör üretim tesislerinin proje üretim kapasiteleri ile talebin karşılanması durumu gösterilmektedir.

Grafik 12 ve Grafik 13’de işletmede olan, inşası devam eden kamu ve özel sektör santrallarının üretim kapasitelerinin yıllara göre gelişimi verilmekte olup işletmede olan, inşası devam eden kamu ve özel sektör santrallarının proje üretim kapasitelerine göre 2018 yılında enerji talebinin karşılanamadığı, güvenilir üretim kapasitelerine göre 2016 yılında enerji talebinin yedeksiz olarak başa baş karşılandığı, 2017 yılında ise karşılanamadığı görülmektedir.

2020 YE KADAR  17 000 MW DEVREYE GİRSE BİLE TALEBİ KARŞILAMAK GÜÇ !

2011 – 2020 döneminde 3476 MW’ı inşa halindeki kamu ve 13707 MW’ı inşa halindeki özel sektör santralları ile toplam 17183 MW ilave kapasitenin sisteme dahil olması ile kurulu güç 66407 MW’a ulaşmaktadır.

Sonuç olarak; mevcut sisteme ilave; 3476 MW inşa halindeki kamu ve 13707 MW inşa halindeki özel sektör üretim tesislerinin öngörülen tarihlerde işletmeye girmeleriyle proje üretimlerine göre enerji talebinin 2018 yılından itibaren karşılanamadığı, güvenilir üretimlerine göre ise talebin 2016 yılında yedeksiz başa baş karşılanabildiği ve 2017 yılından itibaren yüksek elektrik enerjisi talebinin karşılanamadığı görülmektedir.

Kaynak:  Türkiye Elektrik Enerjisi 10 Yıllık  Üretim Kapasite Projeksiyonu  (2011 – 2020) Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü  APK Dairesi Başkanlığı Kasım 2011

TEİAŞ tarfından çeşitli senaryolar kullanılarak yapılan kapasite projeksiyonları 2016 yılından başlayarak Türkiye elektrik piyasasında kapasite problemi yaşayacağımızı ortaya koymaktadır.

Yakınj geçmişte dengeleme ve uzlaştırma piyasasının devreye girmesi 2007 ekonomik krizi ve benzeri nedenlerden dolayı kapasite problemi yaşanmamıştır.Ancak halihazırda yürütülen yeni yatırımlar da dikkate alınarak yapılan yeni projeksiyon çalışmaları yüksek veya düşük arz ve talep senaryoları doğrultusunda 2014 ile 2016 yılları arasında Türkiye’nin lapasite problemi ile karşılaşacağını ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan 4800 MW olarak planlanan Akkuyu Nükleer Elektrik santralinin ilk ünitesinin (1200MW) 2018 yılında devreye alınması planlanmaktadır

4. Afrika Su Haftası Mısır’da!

Afrika  Bakanları Su Konseyi  (African Ministers Council on Water) (AMCOW), tarafından düzenlenen  Afrika Su Haftası bu yıl 14-19 Mayıs 2012 tarihleri arasında Mısır’ın Başkenti Kahire’de toplandı.

Toplantı’nın ana teması “Büyüyen Afrika İçin Su ““Water for Growth in Africa … AMCOW’s Journey at 10”.

Bu hafta boyunca Afrika Kıtasi ülkelerinin su ile ilgili bakanları Afrika’daki su sorununu ve çözüm yollarını konuşacaklar. Marsiya’daki 6. Dünya Su Forumu’ndan sonra düzenlenen ilk uluslararası etkinlik olan ve  Afrika için önemli bir etkinlik olarak görülen bu etkinlik öncesinde bazı açıklamalar yapıldı.

AMCOW Başkanı Hon. Bee Molewa,  Afrika’daki sınıraşan  su kaynaklarının  verimli kullanımı  ve etkin yönetimi  çok büyük bir gıda güvenliği avantajı sağlayağından söz etti.Hon Molewa  bu konferansın Afrika’nın 2025 yılı su vizyonunu yakalayabilmesi ve BM’nin 1000 yıl hedeflerinin gerçekleştirilmesi için önemli bir platform olacağını ileri sürdü.

Uzmanlar 6. Dünya Su Forumunda önemli bir hidropolitik çıkış yapan Mısır’ın bu hafta boyunca su politikasını anlatmaya devam edeceği görüşünde.Marsilya’daki  6. Dünya Su Forumunda Yeşil Su kavramı üzerine oluşturduğu politika ile dikkatleri üzerine çeken Mısır’ın bu hafta boyunca bu konuda bazı ilerlemeler sağlamaya çalışacağı ileri sürülüyor.Hidropolitik uzmanları bu açıdan bu su haftasının sonuçlarının diğerlerinden daha önemli olduğunu düşünüyorlar.

Konferansın teknik bölümlerine aşağıdaki kuruluşlar katılıyorlar:

African Development Bank (AfDB), OWAS, and Climate Programme,  African Civil Society Network on Water and Sanitation (ANEW), African Ministers Council on Water (AMCOW), African Union Commission (AUC), Africa Utility Regulators (AFUR) and the African Water Association (AfWA).European Water Initiative – Africa Working Group (EUWI-AWG), Gates Foundation, Global Water Partnership (GWP), Infrastructure Consortium for Africa- Water platform (ICA), Ministry of Water & Irrigation, Egypt (MWRI), UN Water Africa representing the United Nations system and USAID – Further Advancing the Blue Revolution Initiative (FABRI). WaterAid, Water and Sanitation for Africa (WSA), World Bank Water and Sanitation Programme, Africa and World Business Council for Sustainable Development (WBCSD).

Kaynak: By Edmund Smith-Asante http://www.ghanabusinessnews.com/2012/05/11/egypt-to-host-4th-africa-water-week/

DSİ DEPOLAMALI BARAJ YAPIMINDAN ÇEKİLMEMELİDİR

                                                                                      12 Mayıs 2012

DSİ  DEPOLAMALI BÜYÜK BARAJ YAPIMINA DEVAM ETMELİ !

Elektrik fiyatındaki artış eğilimi devam edecek.

Tüketici de üretici de risk altında !

Dursun YILDIZ(*) ,Özdemir ÖZBAY (**)

DSİ Genel Müdürlüğü son dönemde yapılan yasal düzenlemelerle Hidroelektrik  enerji üretimi amaçlı Baraj ve HES tesislerinden uzaklaştırılmıştır.DSİ nin Baraj ve HES projelerinden çekildiği  DSİ Genel Müdürü tarafından da açıklanmıştır.

Son dönemde Enerji Bakanı Sn .Taner YILDIZ’ın yaptığı açıklamalar, doğalgaz ile üretim yapacak santraller için EPDK’ya çok fazla lisans başvurusu olduğunu ortaya koymaktadır. Sn. Bakan da bu durumdan açıkça rahatsızlığını birkaç konuşmasında dile getirmiştir.(Bkz Ek)

Bu durum Türkiye’nin  bir dış enerji  kaynağına olan bağımlılığının  artması ve piyasanın doğalgaz girdi fiyatına göre belirlenmesi açısından Sn. Bakan da  dahil olmak üzere ilgili hemen herkesi endişelendirmektedir.

Bu gelişmeler Türkiye’nin Enerji Üretimi Stratejik Planını yeniden ele almasını zorunlu kılmaktadır.

DSİ Geçiş Dönemi İçin Baraj  ve HES Yapımına Devam Etmeli ,Bu Barajları

EÜAŞ İşletmeldir.

Türkiye özellikle bir geçiş dönemi için DSİ’nin depolamalı Baraj yapımına devam etmesine çok büyük bir ihtiyaç duymaktadır.Bunun yanısıra işletmesi özelleştirilecek toplam 74 adet 12 500 MW gücündeki  depolamalı HES’lerin bu özelliştirme kararı yeniden ele alınmalıdır.

DSİ tarfından yapımına devam edilen ve yeni başlanması gereken projelerin işletmesi de EÜAŞ tarfından yapılmalıdır.

Bunun aksi durumunda yani DSİ ve EÜAŞ’ın depolamalı baraj yapımı ve işletmesinden çekilmesi, ithal enerji kaynaklarının enerji  piyasanın belirleyici unsuru haline gelmesi sonucunu doğuracaktır.Bu da enerji piyasında yabancı kaynaklı bir monopol egemenliği ortaya çıkarır.Bunun anlamı  elektrik fiyatındaki artış eğiliminin  devam edeceğidir.Bu durumda tüketici  sürekli olarak de üretici de bir noktadan sonra yüksek enerji fiyatı baskısı yaşayacaktır.

(*) DSİ Eski Daire Başk.Yrd.

(*) DSİ Eski Baş Hukukmüşaviri

Bu durumun piyasaya en hızlı yansıması elektrik enerji fiyatlarının artışı şeklinde olacaktır.Serbest piyasada elektrik enerjisinin fiyatının  dengeye ulaşması ise uzun zaman alacaktır. Bu dönemde oluşabilecek büyük fiyat artışlarını düzenleyebilmek için Devletin piyasaya çok ucuz olarak ürettiği Hidroenerji ile müdahale etmesi gerekecektir.Bu müdahale ise ancak  bugün olduğu gibi büyük barajların işletmelerinin   EÜAŞ tarafından yapılması ,DSİ’nin de büyük depolamalı baraj yapımına devam etmesi durumunda mümkün olacaktır.

DOĞALGAZ SANTRALLERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

Doğalgaz Santrali Lisans  Müracaatları Hükümeti Tedirgin Ediyor !

 (08 05 2012)

Doğalgaz santralı kurmak isteyene, artık ‘gazını kendin bul’ denilecek

Türkiye’de özel sektörün 54 bin megavatlık toplam kurulu gücünden bile fazla yeni doğalgaz santralı başvurusu yapması, enerji açığına çare arayan hükümeti yeni formül arayışına itti. Bu konuda çalışmalar yaptıklarını söyleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Yatırımcıya ‘Kendi gazını kendin bul’ diyebiliriz” dedi.

Türkiye’de elektriğin yüzde 51’inin doğalgazdan üretilmesine bağlı olarak yeni doğalgaz santrallerine rekor sayıda başvuru yaşanması hükümeti yeni önlemler almaya itiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yatırımcılardan kendi doğalgazını tedarik etmesini isteyebileceklerini belirterek, “Yeni lisans başvurusu yapan yatırımcıya ‘Tedariğini sağlama’ koşulu getirebiliriz” dedi.

Mevcut lisanslar için de belki aynısının söz konusu olabileceğini kaydeden Yıldız, bunu rekabetçi şirketlerin sisteme girmesi için ve daha rekabetçi bir yapının gelmesi için yapacaklarını söyledi.

Hürriyet / Ekonomi / 08.05.2012

Doğalgaz Santralleri İçin Bakan’dan İkaz !

 

22 Temmuz 2011

 Cari açıkta rekor veren ve doğalgazda yüzde 100′e yakın dışa bağımlı olan Türkiye, doğalgazdan elektrik üretimlerini masaya yatırma kararı aldı.

Manisa’da önemli açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız  ‘Pazartesi hem gaz fiyatlarındaki olası artışın, doğalgaz santrallarına getireceği olası riski hem de doğalgaz santralları için aşırı lisans alımı konusunu masaya yatıracağız’ dedi.

EPDK-Enerji Bakanlığı-yatırımcılar  şeklinde olacak toplantı konusunda Bakan Yıldız, yerli kömürün yatırımcı için en cazip olan olduğunu belirterek, “Doğal gaz santralleriyle ilgili Pazartesi günü toplanacağız. Hem yatırım yapmayacak şirketlerin lisanslarını iade etmesini hem de kömüre yönelik yatırım yapmalarını isteyeceğiz” dedi.

DOĞALGAZ SANTRALLERİNİN REKABET ZORLUĞU ANLATILACAK

Serbest piyasada özel yatırımcılar tercihini kullanıldığını söyleyen Enerji Bakanı Taner Yıldız, “Size doğalgaza müracaat etmeyin demeyiz. Ancak bakın ileriye dönük konu şu doğalgaz fiyatı artması halinde santrallerin yerli kaynaklarla rekabeti kolay olmayacak deriz” dedi.Bu konuda yerli kömüre atıf yapan Yıldız, “Kömürde tersini söylüyorum her zaman rekabet edilebilir üretim aracıdır. Yerli kömürü tercih edin ve yerli kömür üretimi 5 yıl 15 yıl sonra da ayakta kalırsınız” dedi.

Şu anda bağlantı görüşü alan yaklaşık 50 bin megavatlık başvuru olduğunu anlatan Yıldız, “Ayak bağı oluyorsa lisans aldığı halde yapmayacak varsa diğerine mani olmaması lazım. Yani yatırım yapmayanın lisans yatırımı yapmamasını lisans başvurusu olmasını isteyecektir. Fiyat ileride 10 kuruştan oluşmuşsa maliyetin 11 kuruş ise sen orada bulunamazsın” dedi.

Türkiye elektriğinin yarısı, doğal gaz santrallerinden elde ediliyor.

Kaynak: Enerji port -22 Temmuz 2011 http://www.enerjiport.com/

Çanakkale Boğazı Akımından Enerji Üretilebilir

ABD’nin New Hampshire Üniversitesi Makine ve Okyanus Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barbaros Çelikkol, Çanakkale ve boğazın, enerji elde edimi için çok önemli yerler olduğuna işaret ederek, ”Çanakkale Boğazı’ndaki akıntı gücünden elektrik enerjisi elde etmeyi ümit ediyoruz” dedi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi’nde konuk öğretim üyesi olarak bulunan Çelikkol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada alternatif enerji üretim kaynakları oluşturulduğunu, kendisinin de bu konuyla ilgili çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

Akıntı gücünden elektrik enerjisi üretimine imkan sunan Alaska ve Kanada’nın yanı sıra Kuzey İrlanda ve İskoçya’da yüksek akıntılar olduğuna işaret eden Çelikkol, ”Bu yüksek akıntıların hemen hemen hepsi ‘med cezir akıntı’ dediğimiz özelliğe sahip. Tabii bizim çalışma yaptığımız alanlardaki akıntılarla gerekli enerjiyi elde edemeyiz, ancak türbin geliştirmek için çalışmalarımızı sürdürmemiz gerekiyor” dedi.

Çelikkol, alternatif elektrik enerjisi üretimi için en önemli noktaların boğazlar olduğunu ifade ederek, ”Boğazlardan elde edilen enerji, Türkiye’nin enerjisini karşılayamaz. Zaten boğazların çeşitli kullanım alanları var. Örneğin deniz trafiği var, boğazın tümünü enerji üretimi için kullanamayız. İstanbul ve Çanakkale boğazları bizler için önemli kaynaklar. Çanakkale Boğazı , barındırdığı daha az trafik nedeniyle çalışma ve araştırmalar için çok daha fazla önem arz ediyor” diye konuştu.

Çanakkale ile boğazın çok önemli yerler olduğunu, üniversite yönetimi ile devletin konuya destek vermesi halinde bir proje hazırlanabileceğini, kendisinin Çanakkale’de olmasa bile uzaktan destek vermeye hazır olduğunu ifade eden Çelikkol, Çanakkale Boğazı’ndaki akıntı gücünden elektrik enerjisi elde etmeyi ümit ettiklerini bildirdi.

”Elektriği hidrojen gazına çevirip depolayabiliriz”

Prof. Dr. Barbaros Çelikkol, alternatif enerji kaynaklarından elde edilen elektrik enerjisinin hidrojen gazına çevrilip depolanabileceğini söyledi.

Dünyada birçok bilim insanının hidrojen ekonomisi üzerine çalıştığına işaret eden Çelikkol, ”Bu anlamda gerek rüzgardan, gerekse akıntıdan elde edilen enerji, hidrojen gazı olarak depolanabilir. Çalışmalarını sürdürdüğümüz konuyla ilgili olarak akıntılardan enerji elde edebileceğimizi söylüyorum. Önümüzdeki süreçte rüzgar enerjisi ve solar enerji dediğimiz güneş enerji sistemleri daha da gelişecek. Çok sayıda barajımız var, o barajlardan elde ettiğimiz enerjiler gelişecek” diye konuştu.

Üniversite Endüstri İşbirliği Sağlanmalı

Çelikkol, üniversitelerin, endüstri kuruluşlarının ve hükümetin bir konsorsiyum kurup, bunları araştırma merkezleriyle geliştirip, enerji konusunu çok iyi şekilde destekleyebileceklerini belirterek, ”TÜBİTAK’ın bu konuda önemli projeleri var. Üniversitedeki hocalarımız, endüstri temsilcileriyle bir araya gelip yazdıkları projelerle buna destek verebilirler” dedi.

Kaynak: Onur Çelebi Altyernatürk.  10 Mayıs 2012   SAMANYOLU

Yenilenebilir Enerji yatırımları desteklenecek

Kalkınma Bankası Genel Müdür Vekili Metin Pehlivan, ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji yatırımlarının arkasında durulacağını söyledi.

Türkiye için İslam Kalkınma Bankası (İKB) başta olmak üzere dünyanın önde gelen finans kuruluşları kesenin ağzını açtı. İKB, Türkiye Kalkınma Bankası aracılığı ile ilave 200 milyon dolarlık kredi kullandıracak.

Kalkınma Bankası Genel Müdür Vekili Metin Pehlivan, 2012 yılında çoğunluğu yenilenebilir enerji alanında olmak üzere toplamda 1 milyar liralık yeni kredi kullandıracaklarını bildirdi.

Bankanın 2012 yılı ilk üç aylık dönemdeki mali performansının memnuniyet verici olduğunu ifade eden Pehlivan, “Banka olarak geçen yılın birinci üç aylık dönemine göre aktif toplamını yüzde 57, kredilerini yüzde 53, net bankacılık faaliyet gelirlerini yüzde 56 artırdık. Özkaynak kârlılığı yüzde 7,7 gibi kendi özel koşullarında önemli bir seviyeye taşındı.” dedi.

Pehlivan, “Kalkınma Bankası’nın özkaynakların yanı sıra Hazine’nin garantisiyle 1,5 milyar dolar düzeyine ulaşmış uluslararası fonlarla kredi faaliyetini sürdürdüğünü aktaran Pehlivan, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Uzun vadeli tahvil yoluyla finansmana erişimde ülkemiz kalkınma bankacılığı için henüz elverişli fiyat seviyelerine gelinmediğini, bu kaynakların fiyatlaması düştüğünde kalkınma bankacılığımız için olumlu sonuçlarının olacağını bekliyoruz. Uzun vadeli kaynaklarla bugün altyapı grubundan sayılan enerji kredilerine finansman sağlamanın mümkün olduğu gibi, katma değeri yüksek inovatif yatırımların da ancak bu tür kaynaklarla finanse edilebileceğini düşünüyoruz.” Dedi

10 05 2012.